Ben yeteri kadar ben miyim?

Çoğu zaman kendim olmadığımı düşünürüm. Kendimi sevmediğim zamanlar da tam bu anlara denk gelir aslında. Ben olmak, doğal olmaktır. Varolmayı bırak yaşamaya bak diyen ben, gerçek ben’dir. Ah ben yok muyum “ben”?

Egzistansiyalizm yani varoluşculuk, insanın kendi varlığını sorgulamasını ister. Her insanın kendi iradesiyle biçimlendireceği bir geleceği vardır. Egzistansiyalizme göre değişmeyen gerçek sudur: insan vardır, özgürdür, çevresini saran dünyayı bir türlü anlayamaz; bu yüzden umutsuzdur. karamsardır, kötümserdir; yaşamayı tatsız ve anlamsız bulur. Özetle seçimlerimizi ve hak ettiğimizi yaşarız. Genelde de yanlış seçimler yapar ve mutsuz oluruz.

Ben bu kadar basit bir yaratığım aslında…gibi gözükse de aslında o kadar çok seçeneğim var ki! Hayatın bana sunduğu milyonlarca kırılma noktaları arasında orda oraya sürükleniyorum. Seçimlerim sırasında ne kadar kendim olabilirsem, o kadar “ben” oluyorum. Kendimden nefret ettiğim zamanlar aslında “ben” değilim. Beni “ben”den alan şeyler,hayatımın önemli ve zevkli olan anları. O anları çok ama çok seviyorum.

Hayatımın bir döneminde “özbenle” tanıştım. Ondan önce “buben”, “oben” ve “şuben” vardı. Buna oturmamış kimlik beyanı diyebiliriz. Birilerine benzemek insanın özünde vardır. Amaç varolmak olunca, nasıl varolmak? Onun gibi, bunun gibi, şunun gibi! Kendim gibi varolmaya başladığımda ortaya çıkmaya başladı asıl “ben”.

Herşey sevmekle başladı. Bir kadını sevmekle. Bir çocuğu, bir elmayı ve yaşamayı sevmekle devam etti “ben”lik söylemlerim. Ben sevince herşey güzeldi. Dünyanın en kötü şeyleriydi, benim sevmediklerim. Sanırım dünyayı güzelleştiren şey benim sevgim. Ben öldükten sonra nice olur bu dünyanın hali acaba? diye düşünmekten kendimi alamıyorum bazen.

Descartes’in “Düşünüyorum öyleyse varım” düşüncesini, çok basit anlamda ele aldığını zannetmiyorum. Açıkınca aklına gelen bir yemeği ya da özlediğin kız arkadaşını düşünmekten bahsettiğini hiç zannetmiyorum. Gerçek anlamda düşünmek ve sorgulamaktan bahsettiği kanaatindeyim. Yani uyanıkken düş üretmek gibi. Hiç kimsenin düşünmediği bir şeyi düşünmek gibi. Düşünürken bulur insan kendi “ben”liğini.

İnsanın özgürlüğü son derece önemlidir. Zaten insan, özgür olmaya mahkumdur. Özgür insanlar kendilerini daha iyi tanırlar. Çünkü kendilerini daha çok test etmişlerdir. Daha çok denemişler. Daha çok başarılı olmuşlar ve daha çok başarısız olmuşlardır. İnsan en çok kendinden korkar. Çünkü kendi yapabileceklerini biliyordur. Özür insan cesurdur. Böylece kendinden daha az korkar. Daha fazla “ben” vardır cümlelerinde.

Evren, insanın kendi varlığını sorgulaması ister. “Ben”cil(l)ik denen şey evrenin özünde vardır. Her insanın kendi iradesiyle biçimlendireceği bir geleceği vardır. Hep kendime sorarım: Ben yeteri kadar “ben” miyim?

29 Oct 2014
Batur Orkun

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*